Bu ülkede istifa müessesesini yalnızca “sağlık sorunları” sebebiyle hatırladığımızı sanıyorduk. Bir de “vekil aday adaylığı” için istifa ediliyormuş meğer. Bu ülkenin siyasetçisi, idarecisi, yöneticisi başka türlü istifa etmez zaten. Herkes hiçbir surette yanlış yapmaz, hatalı olmaz, suç hep başkalarındadır. Ve istifa etmek de acizlik belirtisidir çünkü.

Mesela Hatay Valisi, AKP’den aday adayı olabilmek için ve kendi ifadesiyle “devlet büyüklerimin müsaadesiyle” görevinden istifa etmiş. Olabilir, herkesin istediği bir partiden aday olma hakkı bulunuyor. Ancak deprem sonrasında yaşanan birçok aksaklıklar ve koordinasyon eksiklikleri hala sürerken, birçok insanın mağduriyetleri devam ederken her nedense söz konusu olmayan “istifa” müessesinin, konu adaylık olunca şimşek hızıyla gerçekleşmesi elbette ki kamuoyu vicdanını ister istemez yaralıyor. Konu ille Hatay Valisi özelinde olmayabilir ancak sokaktaki vatandaş yani halk, bu buruk duyguyu yaşıyor ister istemez.

Vali’nin, aday adayı olmak için istifa ettiği haberini Hatay Valiliği’nin Twitter hesabından paylaşması da ayrı bir fasıl ama Vali’nin konuyla ilgili açıklamasının “yorumlara kapatılması” da sanırım kamuoyu tepkilerinden çekinildiğinden olsa gerek. Madem halktan bu kadar çekiniliyor, o zaman nasıl oluyor da “halkın vekilliğine” soyunuluyor? Valiliğin resmi sosyal medya hesabı, bir partinin aday adayının reklam mecrası mıdır sorusu ise orta yerde cevaplanmayı bekliyor.

Gerçi değişen devir ve yürürlükte olan tuhaf sistemle birlikte istifa da “görevden af talebi” diye bir garabete evrilmişti. Bunu nasıl yorumlamalı? İstifa edecek iradeye bile sahip olamamak mı, yoksa belli bir güce görülmemiş bir acayiplik seviyesinde bir önem atfetmek mi? “Görevden af talebinde bulundu ve talebi kabul gördü” ifadesi bile bu devirde hakim olan anlayışın ne menem bir şey olduğunu özetlemeye yeter. Yeter ama sonraki nesiller bunu anlayabilir mi, herhangi bir şekilde manalandırabilir mi, orası tartışılır.

80 sene öncesinin tek parti dönemi de muhtemelen böyleydi. “Milli Şef” dönemi garabetleri de muhtemelen bize çok tuhaf gelmeyecektir artık. 90’larda duysak garip karşıladığımız birçok şeyi, geçen süre zarfında yaşayarak, bilfiil deneyimleyerek kanıksamış olmamız, terakki mi sayılmalı, yoksa geriye gidiş mi toplum açısından? “Az gittik, uz gittik, anca 80 sene öncesine gittik” gibi bir şey…

Depremden sonra geçtiğimiz günlerde bir de sel aşandı maalesef. Elbette yağmurun çokça yağmasından kimse yetkilileri, ilgilileri, idarecileri sorumlu tutmuyor. Ancak iş yine gelip tedbire dayanıyor, daha önceki yapılan veya yapılmayan şeylerin faturasının vatandaşa çıkmasına neden oluyor. İdarecilik zaten öngörmek ve tedbir almak değil midir?

İktidarın ve AKP’li Büyükşehir Belediyesi’nin “ Şanlıurfa nefes alacak” sloganıyla açılışını yaptığı Abide Köprülü Kavşağı ve altgeçidini su bastı ve inşalar öldü burada. 3 Aralık 2022’de büyük bir debdebeyle açılan bir alt geçidin 3 ay sonra su basması da bir sorumluluk doğurmaz mı? Depreme “asrın felaketi” dendiği gibi sele de benzer bir unvan bularak işin içinden çıkmak mümkün mü? Hiçbir konuda sorumluluğu olmayan idareci diye bir şey olabilir mi?

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok” ifadesi ise gerçekten de hayrete şayan! Başkan, bu sözleri selde hayatını kaybeden insanların yakınlarına da “yüz yüzeyken” ifade etsin madem. Başkan, bir de “helallik” dilesin de o da modaya uysun bari.. Gerçi, çadır dağıtacağı yerde parayla satan yardım (!) kuruluşunun başındaki kimse bırakın istifayı özür bile dilemiyorken, bu yaşananlar da normal tabi.

Bu ülkenin idarecisi maalesef kendisini hiçbir konuda hatalı, yanlış veya sorumlu görmez. Dolayısıyla istifa da etmez ama helallik diler! Hem hatasını kabullenmeyip, özür bile dilemeyip hem de helallik dilemek de bu topraklara mahsustur. Bu ülke idarecileri sorumluluktan münezzeh sanar kendini, vatandaşın kendi başının çaresine bakmasını beklerler hemen her konuda.

Neticede de vatandaş kendi göbeğini kendi keser, kendi başının çaresine de bakar. Günü gelince de gerekli mesajı ve dersi de verecektir bu halk.