Türkiye Ekonomi Modeli ne oldu? Seçime kadar devam edecek de, sonra (şayet iktidar kazanırsa) sil baştan mı olacak? İşaretler o yönde gerçi, her tür akli ve iktisadi gerekçeye aykırı şekilde güya “dalgalı kur” rejimi uygulanmakta ama gerçekte milyarlarca dolar yakma pahasına “sabit kur” yürürlükte. Her zamanki gibi “seçime kadar” göz boyanacak, dolar tutulacak ki vatandaş kriz olduğuna uyanmasın! Her gün iliğine kemiğine kadar hayat pahalılığını, geçim sıkıntısını yaşayan vatandaş, dolar artmayınca “kriz yok” diyecekmiş yani.. Ne ekonomi yönetimi, ne zihniyet ama!

Mevcut “gözlerdeki ışıltı”, “Ortodoks” ekonomi anlayışının yaman düşmanı, “Heterodoks” yaklaşımın dostu Hazine ve Maliye Bakanı’nın yerine eski bakanlardan Mehmet Şimşek’in düşünülmesi, mevcut yaklaşımın terk edileceğini söylemiyor mu? Gerçi Şimşek de yanaşmadı bu işe, yarın öbür gün benzer iktisat dışı müdahalelerin geleceğini ve belki de daha önemli olarak “enkazı devralmamayı” düşünmüş olabilir. Gerçi iktidar değişikliğinin ihtimali büyürken, neden “su alan gemiye bineyim” de demiş olabilir.

Bakan Nebati, geçen hafta yaptığı bir paylaşımda Türkiye Ekonomi Modeli’ni savundu ve “Türkiye Ekonomi Modeli’nin, küresel ekonomide dönüşümler yaşanırken, Türkiye’yi geleceğe yön veren ilk 10 ekonomiden biri haline getirmek, katma değerli üretim gücünü tahkim edip orta gelir tuzağını aşmak için doğru zamanda atılmış isabetli bir adım” olduğunu vurguladı. Nebati, “Bu rotanın güzergahı kapsayıcı, güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyümeden, cari fazla veren bir ekonomiden geçiyor” dedi ama ne kapsayıcılık ne cari fazladan eser yok bugün.

Türkiye Ekonomi Modeli ne vaat etti de ne yaptı? “Cari fazlayla büyüme” tam tersi istikamette gerçekleşiyor mesela. Aylık cari açıkta rekor üstüne rekor kırılıyor. Enflasyonla mücadele adına ne yapılıyor? Birtakım marketlere tehdit ve talimat yollu mesajlar, bir de “Ramazan boyunca fiyat sabitleme” türünden kampanyalar haricinde ortada ne var? Baz etkisine sığınarak oransal olarak gerileyen enflasyon, artışını hala sürdürürken, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısını engellemek adına yapılan somut bir şey var mı mesela?

Et ve Süt Kurumu’nun ucuz et satışını arka sokağa alıp gizlemesi gibi gizlenmeye çalışılan ekonomik gerçekler vatandaşın yüklendiği faturayı giderek ağırlaştırıyor. Sorumsuz politikaların büyüttüğü sıkıntılar, şayet olursa yeni gelecek iktidarın kucağında büyük bir ekonomik enkaz bulmasına neden olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta yüksek gıda fiyatlarına ilişkin, “Bu artışlar tamamen spekülatif. Bunu maliyetle açıklayamazsınız. Spekülatif artışların önüne kesinlikle geçeceğiz” ifadelerini kullandı. Şu son 3-4 senede kaçıncı benzer açıklama oldu acaba? Başkanlık sistemine geçildi geçileli dibe vuran ekonomi, tavan yapan enflasyon ve gıda fiyatlarıyla ilgili olarak bilmem kaçıncı kez “kesinlikle önüne geçileceği” açıklamasını dinliyoruz. Ne zaman olacak bu acaba?

İlk “patates-soğan tanzim satış çadırlarının” kurulmasından bu yana, yaklaşık 4 yıldır bu sözleri duyuyoruz. Gıda fiyatlarını kontrol maksatlı Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi de kuruldu. Zaman zaman toplantılar da yapıyor. Ancak asıl mesele yüksek enflasyon olduğundan ve onu çözecek bir eylem de ortada olmadığından gıda fiyatlarıyla ilgili benzer cümleleri de duyuyoruz.

Geçen hafta bir haberde “Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi toplantısında önemli kararlar alındı. Komite spekülatif fiyat artışlarının engellenmesine yönelik çalışmaların arttırılmasına karar verdi” deniliyordu. “Çalışmalar arttırıldı” ve netice olarak da “Ramazan boyunca fiyat sabitleme” veya “ESK ve Tarım Kredi marketlerde ucuz kıyma ve kuşbaşı satılması” kararı çıktı herhalde. Böyle mi düşecek gıda fiyatları?

İktisat ilminin ve Türk ekonomisinin gerçeklerine uygun, adamakıllı bir ekonomi politikası yürütmemenin neticesi arta hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı olarak halkın sırtına biniyor. Talimatla ve tehditle fiyat artışına engel olunamayacağı gibi “fiyat sabitlemeyle” de kimsenin gözü boyanamaz. Eriyen reel geliri ve artan fiyatlar neticesinde ev bile kiralayamayacak duruma düşen halk, bir süreliğine “sabitlenen” fiyatların bile yüksek olduğunu herhalde anlayacaktır.