Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Bizler Allah’a iman ettik ve O’na verdiğimiz kulluk sözümüzün gereği sorumluluğumuzu yerine getirmek için gayret ediyoruz. Sorumluluğumuz adaleti yaşamak ve yaşatmak, huzuru sağlamak. Biliyoruz ki İslam insanlara dünyada ve ahirette huzur ve saadet getiren ilahi bir nizamdır. İslam, ilmi ve tecrübesi ne kadar çok olursa olsun asla bir insanın ortaya koyamayacağı kadar nitelikli ve insanüstü özelliktedir. Bizler için en büyük şereftir. İnsan için lazım olacak en iyi hayat nizamını ortaya koyar. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in son inen ayetlerinden birinde şöyle buyuruyor. “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim.”  (Maide 3. Ayet) Genel olarak değerlendirecek olursak ayetler tüm insanlığa bir hitap, öğreti ve ikaz olarak indirilmiştir.

İman etmiş bizlere ise bu ayetlerin gereğini yapmak ve Müslüman olmayanlara ulaştırmak, fesat ve kargaşayı durdurmak için tüm insanlığı bu şerefe çağırmak olmalıdır. Biliyoruz ki hakkın tesir gücü vardır. Maide Suresi, 67. ayette “Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O’nun mesajını iletmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez” diye buyuruyor. Veda haccında ifade ettiği gibi Rabbimizi şahit tutarak Efendimiz (sav) tebliğ görevini en iyi şekilde gerçekleştirdi. Ayet Hz. Peygamberin vasfında tüm ümmeti tebliğ için cesaretlendirerek bu uğurda korunacağının sözünü veriyor. Bugün dünyaya meyledip kendi yaşam kalitesini arttırmanın derdine düşmüş, İslam’ı namaz kılmak, oruç tutmak ve hiçbir şeye karışmamak zanneden, tebliği unutmuş çoğunluktaki Müslümanların aksine maalesef bir avuç Siyonist Yahudi, sapkın emelleri için başta dünyada en çok mensubu bulunan Hristiyan toplulukları etkisi altına alarak Evangelist inançla kendisine hizmet ettiriyor. Siyonist sapkın inancın ideali olan hedefler doğrultusunda devletler üstü bir yapılanmayla az bir insanın yaşama hakkı için tüm insanlığı tehdit ediyorlar. Bunları düşmanımızı tanımak için ifade ediyoruz.

Aynı şekilde başta “İsrailiyat” olarak adlandırılan ve birçok ilmi sistem geliştirerek İslam’ı tahrif etmek için uğraşıyorlar. Kendisi Yahudi ama Müslüman ismi ve kisvesi altında âlim olarak yetiştiriliyorlar. Dinimizi bizden daha iyi öğrenip Müslümanlar arasında dolaşıp azar azar yalanla ifsat ettirmeye çalışıyorlar. İslam kaynaklarına ve bilhassa tefsir külliyatına girmiş olan Yahudi, Hıristiyan ve diğer dinlere ait tarihi bilgi ve kültürel kalıntıları, dinin aslında olmayan batıl fikirleri Hz. Peygambere (sav) sahabeye ve sonraki nesillere izafe ederek Müslümanları olumsuz olarak etkiliyorlar. Sadece fikirleriyle değil ticari etkinlikleriyle de kendilerine benzetiyorlar.

Ortaya bugün ki dağınık ve etkisiz, bir araya gelemeyen, güçsüz ve yönetilebilen, rızık endişesi duyan, hedefi ve amacı dünyalıktan ötesini göremeyen bir topluluğa dönüştürdüler bizleri... Ne kadar çok farklılıklarımız var bizi bölen değil mi? Neden? Ahiretimize bir faydası olmayan basit bir meseleden bile birbirimizi yiyebiliyoruz. Dini bir konu da ise cahilliğimiz ortaya çıkıyor, onların aramıza soktuğu sözüm ona aydın kisvesindeki münafıkların hayranlıkla ağzına bakıyor etkisinde kalıyoruz. Batılılaşma hayranlığı, medeniyet ve çağdaş görüyoruz onları çünkü kendi değerlerimizi unuttuk! Cahil kaldık, elimizde bize feraset, basiret, hidayet gibi önemli vasıfları kazandıracak en değerli olan kitabımız Kuran var iken ona gerektiği gibi eğilemiyoruz...

Biliyoruz ki samimi niyetler ve iyi dileklerle müminler bir araya gelerek ilim meclisi oluşturduklarında Allah o topluluğa rahmet eder, kalplerine sekinet indirir. Oraya melekler de iştirak eder. Bu yazdıklarımızdan maksat müjdelere erebilmek ve ermenize vesile olabilmek. Tarafımızı belli etmek, birlikteliğimizi sağlamak, birbirine güvenen ve asla yıkılmayan kardeşler olabilmek. Gazze’de görüyoruz kenetlenmeyi. Siyonistler yalan ve algılarla Hamas’ı ve halkını birbirine düşürme çabasında olsalar da onca eziyet, acı ve dayanılmayacak zorluğa rağmen kimsenin ağzından birbirlerini suçlayıcı bir kelime duymuyoruz. Tavırları imrenilecek düzeyde bize Hz. Muhammed ve güzide sahabesini hatırlatıyor. İşte rahmet ve Allah’ın yardımı...

Katil İsrail tüm gücüyle vuruyor ne hukuk ne kural tanımıyor, kudurmuşçasına saldırıyor. Artık dün haklarında söylediklerimizi gizlemeden açıkça söylüyor, tüm Filistin halkını yok edene kadar savaşacağız diyorlar. Dünya seyrediyor, tepkiler yetersiz kalıyor. Büyük orta doğu projesinin (BOP) ikinci aşamasını uyguluyorlar. Vaadedilmiş topraklar onlarınmış buna iman ediyorlar.  Var oldu olalı hep kibirle şımarık bir şekilde güç ve hakkın kendilerinde olduğuna inanıyorlar.

Kendilerini ıslah için gönderilen peygamberlerini yalanladılar, öldürdüler. Uzunca yıllar yurtsuz ve vatansız bir şekilde dağınık yaşadılar, akıllanmadılar. Akıllanmayacaklar! Zamanında Firavun tarafından, Romalılar tarafından, Hitler tarafından toplu bir şekilde katledildiler. Biz Müslümanlar biraz vicdana gelsek biraz kımıldayacak olsak Allah’ın yardımı ile yok olacaklar. Yok olacaklar diyorum, Allah’ın vaadi var, “Şüphe yok ki Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez” hidayetten nasibi yok bunların ve bunlara uyanların!  “İçinizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan bir musibetten sakının ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” Zulme sessiz kalmakta bizi helak edecek. “(Resulüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlûp olacaksınız ve cehenneme sürükleneceksiniz. Orası ne kötü bir kalma yeri!” (Al-i İmran 12) Dün Medine’de müşriklerle bir olup Hz. Muhammed’e (sav) yenildiğiniz gibi bugünde İslam’ın kahraman yiğitleri Hamas’a yenileceksiniz!