Bu yıl Ramazan acılı hanelere konuk.
Çadırlarda sahurlar yapılmakta.
İftarlar kaybettikleri eski evlerinin güzel salonlarında değil artık.
Yemekler, bakımlı mutfaklarında pişmemekte gayrı.
Ne ferah banyoları kaldı abdest almak için
Ne gençlerin ders çalışacakları özel alanları.
Bir soba etrafında ailenin geri kalanları toplanmaktalar.
Yine de sabrı ve şükrü hiç unutmayan bu soylu halk acılarına tevekkül edebilmekte.
En büyük dostu, arkadaşı, yakını olan Rahman’a sığınıp ondan yardım isteyerek.
Bu acılar otağında,
Bu kelimelerin yetmediği elemleri tarife gücün olmadığı büyük felaket esnasında bile.
Lüks iftar ilanları.
Edep ya hu.
Para kazanacaksınız diye en yakınlarını candan öte canan olan evlatlarını, anne babalarını, kardeşlerini yitirmiş insanların gözyaşlarının donduğu bu süreçte.
Onların da tanık olduğu bu aymazlığa, pervasızlığa kayıtsız kalınmamalı,
Şimdi Ramazan’ı süsleyen davranışların en efdali, az yemek.
Bedene eziyet olan karman çorman çoklu gıdaların çöp sepeti gibi mideye atılmaması.
Orucun kardeşi güzel ibadetlerin en değerlisi infak.
Durumu olan, olmayan infak için yarışabilmeli.
Hocalar şu kadar bin zikir çekmek yerine infak üzerinde çok durmalılar.
Sadakaların, fitrelerin, zekâtların harmanlandığı zarif dinimizin diriliş iksiridir infak.
Deprem bölgesinin mazlum yavrularını, yaşlılarını, gençlerini, anne babalarını yedirip içirmekten, ihtiyaçlarını karşılamaktan daha asil ne olabilir.
Hâlâ gönlü güzel gençlerin şehirlerine gelen depremzedeler için nasıl uğraştıklarını paylaşımlarından görüyorum.
Ev bulmaktalar onlara.
O evi donatacak eşyalar, ikinci el gereçler, giysiler, erzak kolileri.
Özellikle mübarek Ramazan ayında gıda gereksinimlerini karşılamak için esnaf ile depremzedeler arasında köprü olmaktalar,
Tanıdıklarından kamyonet bulup kolileri taşımaktalar.
Hamdolsun böyle bir gençliğimiz olduğu için gurur duyuyoruz.
Acılara hiç uzak durmadılar
Ellerinden geleni yaptılar.
Coşkuyla, heyecanla, kardeşliği diri tuttular.
Yaşamlarına yön veren değerli anılar biriktirdiler.
Paylaşmanın, yardımlaşmanın, yeni dostlar edinmenin erdemini duyumsadılar.
Ülkenin bir ucundan diğer ucuna koştular.
Farklı coğrafyaları ve halkımızın yöresel zenginliklerini tanıdılar.
Onlar çok özel bir Ramazan yaşamaktalar.
Sel diyarının bir tufana dönüşmüş fotoğraflarını gönderdiler.
Müzenin yara almış eski eserlerini tamire giden sanat tarihçiler, bir aydır kaldıkları çadırdan arınmış olarak dönmekteler.
Eşyalarını yıkadıkları küçük leğenle fotoğraflarını atmışlar.
Depremzede bir çocuğun, abla sana şeker vereyim masumiyetine katıla katıla ağlamaktalar.
Anadolu coğrafyasının o saf ve temiz insanı ile tanışmanın ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu fark etmekteler.
Ramazan, bu acılı coğrafyaya yepyeni bir umut, yaşama sevinci, mutluluk ve huzur getirmekte.