Tarih boyunca nice liderler geldi geçti. İslâm dünyası açısından tarihe damga vurup gidenler saymakla bitmez. Hepsini rahmetle yâd ediyoruz. Bizim yaşadığımız dönem özelinde konuyu ele almak gerekirse en dikkat çeken iki isimden birinin merhum Necmettin Erbakan diğerinin de merhum Aliya İzzetbegoviç olduğunu düşünüyorum. Elbette bu düşüncemi pekiştiren çok önemli maddeler var. Bu maddelere geçmeden önce bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum.
Ben iki liderin çok fazla anlaşılabildiği kanısında değilim. Eğer anlaşılmış olsalardı bugün Müslümanlar bu durumda olmazdı. Kendilerinin en büyük şanssızlığı da belki de dünyanın en kör, en sağır zamanında yaşamış olmaları. Yoksa iki lideri şöyle bir araştırdığınızda inanılmaz bir cevherle karşılaşıyorsunuz. Cevher diyorum zira her iki lider de işlenmesi gereken ham bilgi mirası ile aramızdan ayrıldılar. İşte tam bu noktada onları anlamak konusundaki yanılgıyı dile getirmekte fayda var. Onları anlamak demek, onları taklit etmek, sözlerini ezberleyip tekrar etmek değildir. Onları anlamak, ortaya koydukları felsefeyi kullanarak güncel işlemler yapmak demektir. Onların fikirlerini kaynak olarak kullanıp yeni fikirler üretmek demektir. Şimdi sizlere her iki liderde de dikkatimi çeken özelliklerin bazılarını aktardığımda zannedersem ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız:
1. Yaşadıkları dönemde İslâm’ı en anlaşılır şekilde yorumlamaları ve bu yorumu yaşayarak uygulamaya çalışmaları en önemli özelliklerinin başında gelmektedir.
2. Onlar, İslâm’ı kendi dönemlerinde nasıl temsil etmeleri gerektiğini ortaya koydukları hareketle belirgin hale getirdiler. Onun için asla tarikat mantığı ile hareket etmediler. (Sadece saygı duydular, karşı olmadılar.)
3. Her zaman nezaket sahibi, güler yüzlü, şık giyimli, traşlı oldular. Güçlü bir iletişime sahip oldular.
4. Kime nasıl hitap edileceğini, nerede, neyi, nasıl konuşmaları gerektiğini çok iyi bildiler.
5. Yeniliğe, modern yorumlara her zaman açık oldular. Geleneğin değerini bildiler ama geçmişe de bağlı kalmadılar.
6. İslâm’ın demokrasi anlayışı içerisinde nasıl güçlenmesi gerektiğine dair çok önemli yöntem ve metotlar geliştirdiler ve bu mantıkla çok önemli bir yol açtılar.
7. Sürekli haramlardan, helallerden, caiz olan ya da olmayan şeylerden bahsetmek yerine, yaşadıkları topluma uygun bir dil ve tanımlarla, aynı şeyleri gizil ifadelerle siyasal dile döktüler.
8. İslâm’ın sadece namaz kılıp, oruç tutmaktan ya da sürekli bireysel ibadetler yapmaktan ibaret olmadığını anlattılar.
9. Sistemle boş yere didişmek yerine sistemin silahları ile mücadele etme yolunu tercih ettiler.
10. Özeleştiri konusunda muazzam hassastılar. Her zaman tatlı yalanların yerine acı gerçeklerin konuşulması gerektiğini savundular ve böyle davrandılar.
11. Her zaman bilginin gücüne önem verdiler. Bilimsel olanı kuşandılar, böylelikle örnek Müslüman şahsiyetleri, düşmanları tarafından bile çokça itiraf edildi. (Necmettin Erbakan’ın profesör olması, Aliya İzzetbegoviç’in bilge kral olarak anılması boşuna değildir.)
12. Okuma, araştırma ve hayat boyu öğrenme konusunda hep duyarlı oldular. Bilimsel çalışmalara her zaman değer verdiler.
13. Kendilerinin anlaşılmadığı konusunda hep rahatsız oldular ama bunu açıkça dile getirmediler. Erbakan hocanın, “kırık mala, yarım tuğla, kesik çimento ama bu inşaat yapılacak” sözü buna bir örnektir.
14. Emperyalizm ve Siyonizm karşıtı oldular ama karşı olduklarının çalışma disiplinini de her zaman örneklerle dile getirdiler.
15. Son nefese kadar yalnız Allah rızası için çalışmanın ne demek olduğunu yaşayarak anlatıp bu dünyadan göçtüler.
Allah onlardan razı olsun. Mekânları cennet olsun. Saygı, sevgi, özlem ve rahmetle.