Bir zamanlar beklenenden öte (abartılı) bir ifade duyulduğu zaman karşılığında verilen tepki 'Yok deve!' olurdu. Şimdilerde ise daha çok 'Yok artık!' veya 'abartma istersen' gibi ifadeler kullanılıyor.
Her neyse, siz şimdi sözü nereye bağlayacağımı merak edersiniz!.. Zaten ben de lafı çok eveleyip geveleyecek değilim. Ancak öncelikle şöyle bir özet giriş yapmam icap eder.
Hani Avusturya maçında futbolcumuz Merih Demiral, attığı golden sonra sevincini kurt(!) işareti yaparak göstermişti ya! İşte o işaretin yüklendiği anlam üzerinde durmak istiyorum.
"Peki 'deve' ne alaka" diyebilirsiniz. E yani az müsade ederseniz onu da açıklayacağım...
Biliyorsunuz bahis konusu 'kurt işareti'ni MHP siyasi bir arguman olarak kullanmaktadır. Gönül verenleri, ama bilinçli ama bilinçsiz، 7'den 70'e hemen herkes yapar bu sloganik işareti... Çoğu da akıntıya kapılmış gidiyor işte!
Bilinçli veya bilinçsiz ifadesini bilerek kullanıyorum. Çünkü altında yatan çok sinsi oyunlar var, oraya dikkat çekmek istiyorum.
Kurt derken, herhangi bir kurt olmayacak öyle... İlla da bozkurt olacak. Sebebi ise ta eski zamanlarda Türkler, Asya'dan Batı'ya göç ederken gökten inen bir bozkurt onlara yol göstermişmiş. Bundan mütevellit bozkurt kutsal sayılmış ve hatta adına destanlar yazılmış. Öyle böyle değil... Acayip efsanelerden bahsediliyor. Hatta bazı Türk boyları, Türklerin boz bir kurttan türediklerine dahi inanırlarmış. Merak edenler araştırsın!
Peki ne zaman olmuş bu iş? Tarihçesi MÖ ikiyüzlü yıllara Hun İmparatorluğu'nun kurucusu Oğuz Kağan'a dayandırılıyor. Olay, Türk edebiyetında da yer alan 'Oğuz Kağan Destanı'nda şöyle anlatılmıştır: 'Tan ağarınca Oğuz Kağan’ın çadırına güneş gibi bir ışık girdi. O ışıktan gök tüylü ve gök yeleli büyük bir erkek kurt çıktı. Bu kurt Oğuz Kağan’a hitap etti ve: "Ey Oğuz! Sen Urum üstüne yürümek istiyorsun, ben senin önünde yürümek istiyorum." dedi.
Efsane bu ya, Oğuz Kağan da kurdu dinleyip, ordusuyla peşine takılmış ve böylelikle cihan devleti kurmuş.
Tarih kayıtlarına göre Türk boyları, çoğunlukla tarihçesi Taş Devri'ne kadar uzanan ve 'Göktanrı' diye isimlendirilen bir tanrıya tapınırlarmış. Hatta ne kadar doğru bilemem ama kurdu tanrılaştıran boylar dahi varmış. İnanç esaslarını içeren bu mitolojik sisteme ise 'Şamanizm' denmektedir.
Tabi ister istemez, 'Peki bu ne zamana kadar böyle devam etmiş?' sorusu akla geliyor... Tabiki cevap Türklerin İslamiyeti kabulüne kadar. Abbasilerin 751'de Çinlilere karşı kazandığı Talas Savaşı'nda Türkler de onlara destek vermiştir. Savaş sonucu sürecinde Türkler İslamiyeti kabul etmişlerdir. Böylelikle de Şamanizm denilen bâtıl dini terk ederek hak dine girmişlerdir. Bununla birlikte artık gökkurt ve göktanrı kavramları da terk edilmiş oluyordu.
Şimdi 'deve' mevzuuna gelelim. Ancak tabi kutsallaşrılmayan deveye...
Ne demek?
Şu demek, peygamber efendimiz, Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde, Ensar'dan herkes, kendi evinde misafir etmek istemişti. Hz. Peygamber de: "Devemi serbest bırakın, nerede yatarsa, yakınındaki eve misafir olurum." demişti. Daha sonra devenin yattığı yere Mescit (Mescid-i Nebevi) inşaa edilmişti. İlk İslam devletinin temelleri de işte bu mescitte atılmıştı.
Şimdi bilgi bu ve bu bilgi hakikat. Öyle efsane falan da değil. Şimdi bu deveyi kutsamak veya gökdeve diye isimlendirmek ya da ne bileyim müslümanlar, bu deveden türedi gibi saçma sapan inançlar ortaya atılabilir mi? Ya da ne bileyim birilerinin kalkıp da deve işareti yapması ne kadar mantıklı bir davranış olabilir ki?
Bütün bu özet bilgileri şunun için irdeleyip, toparlamaya çalıştım. Aslında her şey dönüp dolaşıp bir şekilde siyasete geliyor. Bugün Türkiye yönetiminde söz sahibi AKP, koltukta kalmayı devam ettirmek için memleketin hayrına mı değil mi bakmadan her yolu mübah görüyor. FETÖ'lü yıllarda tüm siyasetini bu yapı ile birlikte yürüttü. Tabi onlar da 'Dinlerarası Diyalog' çerçevesinde büyük bir manevi yıkım yaptılar. Bugün Müslüman Türk gençliğinin önemli bir kesimi maalesef Deizm ve Ateizm denilen girdabın içerisine düşmüştür.
FETÖ sonrası ise yine AKP, koltukta kalabilme pahasına tabiri caizse kanlı bıçaklı olduğu MHP ile nikah kıydı ve bugün ülkede Şaman tüküleri söyleniyor. Peki özellikle 'geleceğimizin teminatı' dediğimiz genç nesilde ne gibi bir değişim var?.. Evet bir değişim var, yok değil... Ama çok daha büyük bir felaketle karşı karşıya maalesef! "Nedir o?" derseniz!.. Derim ki o, 'Neoşamanizm'dir. Yani bir nevi güncellenmiş, teknolojiye ayak uydumuş Şamanizm. Ya da: "Modern Şamanizm" de diyebilrsiniz
İşte bugün yeni ve de gelecek neslin önünde çok daha büyük tahribatlara yol açacak bu sinsi akım sahne almaya başlamıştır. Batı'nın bütün hedefi Türkiyemiz'de ilkesiz bir nesil üretmektir. Ülkemizi yönetenler de (üzülerek ifade ediyorum) maalesef bu hedefe hizmet ediyorlar.
Umarım çok yakın bir zamanda Milli Görüş'lü günlere kavuşur da 'Lider Ülke Türkiye'ye yeniden kavuşuruz...
Mevzuunu bu kadarla özetleyebildim...
Saygılarımla