Geçen haftaki yazımızda kamuoyunda “ altılı masa” olarak bilinen Millet İttifakı’nı oluşturan/oluşturacak “Cumhuriyet Halk Partisi-İyi Parti- Saadet Partisi- Gelecek Partisi- Deva Partisi ve Demokrat Parti”nin 30 Ocak 2023 tarihinde deklere ettiği “ Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ninde yer alan “Göç ve Sığınmacılar Politikası” hakkındaki başlıklardan bahsetmiştik. Bu yazımızda konu hakkındaki diğer başlıklara göz atacağız. Mezkûr hükümet programında göç politikası hakkındaki diğer başlıklar şöyle dile getirilmektedir:

“- Göçmen kadın ve çocukların istismarlarıyla mücadele edeceğiz.

-AB fon kaynaklı olup Kızılay Kart aracılığıyla verilen yabancılara yönelik Sosyal Uyum Yardım Programı ile ilgili esasları yeniden düzenleyeceğiz.

-Sığınmacılarla ilgili sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonlarını şeffaf, kolay izlenebilir ve hesap verilebilir hâle getireceğiz.

-Göçmen ve sığınmacıların eğitim çağındaki tüm çocuklarının eğitime erişimini sağlayacak, bu konuda hızlandırılmış̧ kurslar ve takviye dersler alınmasını sağlayacak bir mekanizma geliştireceğiz.

-Sığınmacıların Türkçeyi öğrenmeleri amacıyla bu konuya odaklanan nitelikli eğitim materyalleri, müfredat ve ders programı hazırlanmasını sağlayacağız.

-Uluslararası öğrenci programı, ülke kotaları ve sınav sistemlerini yeniden düzenleyecek, denklik işlemlerini gözden geçirecek ve eğitim kanalının kötüye kullanımın önüne geçeceğiz.

-Yabancı öğrencilerin, öğrenim sırasında veya sonrasında istihdam ve ikamet şartlarını gözden geçirecek, özel şartlara bağlayacağız.

-Sığınmacılara yönelik yardım faaliyeti yürüten yerli veya yabancı sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini merkezi ve yerel yönetimlerle yakın iş birliği ve koordinasyon içinde yürütmelerini sağlayacak, gerekli denetimleri etkili biçimde yapacağız.

-Yoğun göç alan belediyelerin bütçelerini, barındırdığı sığınmacı ve düzensiz göçmen oranında destekleyeceğiz.

-Bir yandan göç ve sığınmacı sorunuyla etkili biçimde mücadele ederken diğer yandan toplumda sığınmacılara yönelik bilgi eksikliği ve önyargıları gidermek amacıyla kamusal farkındalık çalışmaları yapacağız.

-Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin güvenli ve iç hukukumuz ile uluslararası hukuka uygun biçimde mümkün olan en kısa sürede ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağız.

-Geri dönüş çalışmalarını ülkemizdeki geçici koruma altındaki Suriyeliler, Suriye yönetimi ve uluslararası kurumlarla yakın işbirliği içinde yürüteceğiz.

- Türkiye’de bulunan Suriyeli sığınmacılar ve düzensiz göçmenlerin geri dönüşlerinde diğer ülkelerle külfet ve sorumluluk paylaşımına gideceğiz.

-Tarihi bağlarla bağlı olduğumuz Suriye halkının acılarına son vermek ve BM kararları çerçevesinde kalıcı barışı tesis etmek üzere, terörist gruplar hariç Suriye halkının farklı kesimlerini temsil eden bütün ilgili taraflarla ve Şam yönetimiyle yoğun bir temas ve diyalog çabası başlatacağız.

-Suriye’de barışın sağlanması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve mültecilerin geri dönüşüne yönelik olarak 2254 sayılı karar başta olmak üzere BM siyasi çözüm çabalarını destekleyecek, bu konuda ikili ve çok taraflı bir diplomasi hareketi başlatacak, tüm ülke ve paydaşlarla birebir temasları artıracağız.

-Savaşta hasar görmüş alt ve üst yapıların uluslararası finansman imkanlarını da kullanarak yenilenmesinde etkin rol üstleneceğiz.

-Türk iş insanlarının Suriye’nin yeniden imarında yer almalarını ve Suriye’ye yönelik yatırımlarını destekleyeceğiz.

-Geri dönen sığınmacıların can ve mal güvenlikleri, tüm haklarının tanınması, alınan hakların iadesi konularında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Konseyi başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde gerekli izleme, takip ve denetleme mekanizmaların kurulmasını destekleyeceğiz.”

Göç ve sığınmacı politikası hakkındaki bu başlıklar elbette son derece önemlidir. İlk defa konu hakkında ciddi çözüm önerileri getirilmektedir. Ancak unutulmaması gerekir ki, mevcut hükümetin düzensiz göçmen politikasından daha vahim olan politikası “yabancılara toprak/arazi satışı”nda mütekabiliyet şartını kaldırarak toprak satış oranını artırmasıdır. Bu politika, ülkenin tapu senetlerinin el değiştirmesi anlamına gelmektedir ve eğer yasaklanmazsa en büyük beka sorunudur. Göçmenlerin ileride ülkelerine dönme ihtimali az da olsa vardır ancak satılan toprakların geri alınması söz konusu değildir. Bu, bir ülkenin ipotek altına alınması demektir.

Millet İttifakı’nın “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde “konut ve toprak satışı” hakkında detaylı başlıklar yok. Ancak, yabancılara vatandaşlık verilmesi konusundaki boşluğu kapatacak, önemli bir başlık ortaya konularak şöyle denilmektedir: “Gayrimenkul, devlet borçlanma senedi, yatırım fonu satın alınması ya da döviz cinsi mevduat ya da bireysel emeklilik hesabı açılması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesi uygulamasına son vereceğiz”.

Yabancılara “gayrimenkul, devlet borçlanma senedi, yatırım fonu satın alınması, döviz cinsi mevduat veya bireysel emeklilik (BES) hesabı” karşılığında vatandaşlık verilmesine son verilmesi önemli bir adımdır ve birçok istismarı önleyecektir ancak vatandaş olsun ya da olmasın yabancılara konut ve toprak satışının tamamen yasaklanması, satılan mülklerin veraset devrinin iptali konusunda da kararlı ifadelerin olması gerektiği kanaatindeyiz.