Türkiye’de yabancılara toprak/arazi satışı konusunu birkaç defa gündeme getirdik. 6302 sayılı Tapu ve Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile yabancı ülke vatandaşlarının mülk alımı kolaylaştırmış, 03.05.2012 tarihinde kabul edilen kanun ile mütekabiliyet şartı kaldırılmış, 183 ülke vatandaşının karşılık şartı aranmaksızın ülkemizden mülk ve toprak/arazi edinmesinin önü açılmıştır. Buna göre, yabancı uyruklu kişiler eskiden 25 dönüm arazi alabilirken, yeni düzenlemeyle 300 dönüme çıkartılmış; Bakanlar Kurulu gerekli gördüğünde bunu 600 dönüme çıkartmaya yetkili kılınmıştır.

Mütekabiliyet esası kaldırılarak ABD, Rus, İngiliz, Fransız, Alman, Çin, Yunan, Suriye ve İsrail gibi ülke vatandaşlarının ülkemizden toprak/arazi satın almasının önü iyice açılmıştır. Bu ferasetsiz anlayış, ülkemizin tapularının el değiştirmesi anlamına gelmektedir.

Benzer bir durumun yavru vatanımız Kıbrıs’ta da var olduğunu bilmek insanın canını acıtıyor. Millî Gazete, konuyu defalarca gündeme getirdi. Bundan iki hafta önce Millî Gazete’de Bekir Şirin Bey, konuyu tekrar haberleştirdi.

Konu hakkında Millî Gazete’ye konuşan KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın eski danışmanı Sabahattin İsmail, İsrail vatandaşlarının sahibi olduğu ve KKTC’de dev inşaat işleri yapan inşaat şirketlerine dikkat çekmektedir. KKTC’de İsrail vatandaşlarının sayısının çok arttığını kaydeden İsmail, “Bu sayı o denli artmıştır ki şimdi sinagog açma girişimleri başlamıştır. Türkiye ve KKTC makamları ziyaret edilerek kendilerine sinagog açma izni verilmesini, bunun için arazi tahsis edilmesini talep etmektedirler. Bunun yanında KKTC’de birçok kilise ev ve Protestan kilisesi de açılmıştır. Katolik ve Ortodoks nüfus da oldukça artmıştır. Bunlar sosyal medyada reklamlar dahi yayınlamakta ve halka kendi cemaatlerine ve ayinlerine katılma çağrıları yapmaktadır. KKTC gibi stratejik önemi büyük ancak toprak alanı küçük ve nüfusu az bir ülkede dini ve etnik çeşitlilik kontrol altında tutulmazsa, toprak mülkiyetimiz korunmazsa ileride kendi ülkemizde topraksız kalmamız ve azınlığa düşmüş bir halk olmamız kaçınılmazdır” demektedir.

Millî Gazete’nin haberinde bu tehlikeye şöyle dikkat çekilmekte: “KKTC’deki yaklaşık 2 bin firmanın İsrailli hissedarı bulunuyor. Şu ana dek alınan toprağın 25 bin dönüm olduğu ifade ediliyor. Kıbrıs’ı sessizce ve adım adım işgal eden İsrail’in satın aldığı toprakların büyük bir kısmının tarım arazisi olduğu da belirtiliyor. Yahudilerin Kıbrıs’ta toprak satın aldığı alanların başında Karpaz geliyor. Yakın zamanda Forbes dergisinde yayınlanan bir makalede Karpaz’da toprak satın almanın avantajlarından bahsediliyordu.

Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın üstün gayretleriyle tekrardan vatan toprağı yapılan Kıbrıs’ta, Siyonistler “Arz-ı Mev’ud” hayalleri kapsamında sinsi planlarını devreye soktu. Türkiye için stratejik önemi haiz ve uğruna nice şehit verdiğimiz Kıbrıs toprakları, İsrail rejiminin işgaliyle karşı karşıya. Lions ve Rotary gibi oluşumlarla uzun bir süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarında faaliyetlerde bulunan İsrail, KKTC vatandaşı yapılan Siyonistler ve yerli işbirlikçiler aracılığıyla “yavru vatan”ı adım adım işgal ediyor”.

Bilindiği gibi Kıbrıs, Büyük İslâm Devleti’nin başkanı Hz. Osman’ın (R.A.) izni ve talimatıyla Şam Valisi Muaviye’nin komuta ettiği deniz seferiyle fethedilmiş, Peygamberimiz’in (S.A.V.) halası “Ümmü Haram” burada şehit düşmüştür.

Doğu Akdeniz’in hâkimiyeti açısından büyük öneme sahip Kıbrıs’ın ikinci fethi, Devlet-i Aliyye-i Osmaniye tarafından; Kıbrıs’ın üçüncü fethi Necmettin Erbakan Hoca’nın talimatıyla gerçekleşmiştir. Yani Kıbrıs bize, Hz. Osman’ın (R.A.), II. Selim’in ve Necmettin Erbakan Hoca’mızın emanetidir.

MGV ve AGD’nin önceki dönem genel başkanı İlyas Tongüç Bey’in “Siyaset, Enerji, Güç Denkleminde KIBRIS ve Doğu Akdeniz” eseri, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz hâkimiyeti açısından önemi, jeostratejik konumu ve Akdeniz’deki kalemiz olduğu detaylı şekilde anlatılmaktadır. Jeostratejik önemi aklı başında herkes tarafından idrak edilebilecek yavru vatanımızın topraklarının satılması hangi akla hizmet etmektedir?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki toprak satışı Siyonist işgale dönüşmüştür. Akdeniz’de stratejik öneme sahip bir bölgenin topraklarının Siyonist İsrail’e satılması behemehâl durdurulmalıdır. Hiç kimse, şehit kanlarıyla alınmış toprakların İslâm düşmanı Siyonistlere satılmasının hesabını veremez!