Yüce Allah, 'Andolsun biz insana şan, şeref ve nimetler verdik. Onları karada ve denizde taşıdık ve kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.' buyuruyor. (İsra/70)

Yine bir başka ayette: 'Biz her şeyden çift çift yarattık, inceden inceye düşünesiniz diye.' buyurmuştur. (Zariyat/49)

Bu anlamda insanın ruh ve beden olarak çift boyutlu yaratıldığı görülmektedir. Bu özellik varlıklar arasında sadece insana verilmiştir. Bundan dolayıdır ki insan, 'Eşrefi mahluk/Şerefli varlık' diye vasflandırılmıştır. Yani diğer varlıklardan üstünlük yönü budur.

Şimdi konuyu varlıkların ihtiyaçları noktasına taşıyalım! Şu herkesçe malumdur ki her bir varlığın hayatını sürdürmesi için bir takım ihtiyaçlarının karşılanması gerekir.

Buradan rahatlıkla şu sonuca ulaşmak da mümkündür. Gerek ruhun ve gerekse bedenin ihtiyaçları vardır ve illa ki karşılanması gerekir.

İnsanın beden boyutunun hava, su, yiyecekler... ve diğer bir çok ihtiyaçları olduğu gibi ruhunun da iman, amel ve tebliğ... ve diğer bir çok ihtiyaçları vardır.

Her iki boyutun da belli başlı standartlar çerçevesinde bu ihtiyaçlarını karşılaması zorunluluğu vardır. Aksi takdirde insan eşrefi mahluk vasfını kazanamayacaktır.

Şimdi bu yazımızda sözkonusu ihtiyaçlardan Bilim ve İlim mevzuunlarını ele alalım.

Bilim, insanın varlıklar üzerinde araştırma, inceleme yorumlama ve kıyaslama gibi çalışmaları yürüterek elde ettiği bilgi olarak tanımlanabilir.

İlk insandan itibaren insanların düşündükleri, keşfettikleri, icat ettikleri kısacası hayatı kolaylaştırıcı her türlü değer, bilimin kaynağını teşkil etmiştir.

Bilim, insanın düşünme yetisini destekler, yeni ufuklar açar ve insanı yeni arayışlara sevk eder. Bilim ihtiyacı karşılamasa insan, hayatın zorluklarını aşmakta sıkıntı yaşar. Bu ise geri kalmışlığa sebebiyet verir.

Bilimin takdim ettiği tarz ve anlayış, insanı kendisine hayran bırakır. Ancak bilimin kötü bir yanı var ki o da: ‘İnsanın bilimle elde edilemeyecek hiçbir şeyin olmayacağı yanılgısına düşürüyor olmasıdır.’

Oysa bilimin bir uzantısı olan teknoloji hayata kolaylıklar sunduğu gibi tam tersi hayatı çekilmez hale de getirebiliyor.

Tarih boyunca bilim ve teknolojiyle nice insanlık ayıbı işlenmiştir ve işlenmeye de devam etmektedir.

İşte, insanlığın çekmekte olduğu sıkıntıların asıl nedeni bedenin bilim ihtiyacını bir ölçüye oturtacak olan ruhun ilim ihtiyacının karşılanmamasıdır.

İnsanın İlim ihtiyacını karşılaması için ilmin manasını bilmek gerekir. İlim, en kısa tanımıyla ilahi mesaj ve onun insanlığa takdim ettiği büyük anlamdır.

İlmin en geniş tanımını ise Yüce Allah, Kur’an’da bildirmiştir. Buyuruyor ki: ‘Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez.’

Bu durumda ilim bilimi de kapsıyor demektir. Yani insanın düşünerek ve yaşayarak elde ettiği bilgiler dâhil, bu yollarla ulaşamayacağı diğer bilgiler de ilmin kapsamındadır. İnsan ilimi alırsa bilimi de insanlık yararına kullanır.

Yukarıda da izahı yapıldığı gibi ilim, ruhun olmazsa olmaz ihtiyaçlarındandır. İmanın gereğidir ve insanın hüsrandan kurtuluş vesilesidir.