İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Mart 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Eğitim-Sen’in resmi sosyal medya hesabından yapılan bazı paylaşımların, ülkede yaşanan toplumsal olayları kışkırtma amacını taşıdığı ve kanuni grev şartları oluşmaksızın çağrılar içerdiği gerekçesiyle inceleme başlattığını duyurdu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Cumhuriyet Başsavcılığımızca 24.03.2025 tarihinde Eğitim-Sen resmi sosyal medya hesabından ülkemizde yaşanan toplumsal olayları kışkırtmaya yönelik, kanuni grev şartları gerçekleşmeksizin çağrıda bulunulması olayıyla ilgili olarak Eğitim-Sen Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ve ilgili sosyal medya hesabı kullanıcıları hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 214. maddesi uyarınca ‘suç işlemeye alenen tahrik etme’ suçundan **re’sen soruşturma başlatılmıştır.”
Eğitim-Sen: Akademisyenler boykota destek için derslere girmedi
Eğitim-Sen üyesi çok sayıda akademisyen, özellikle üniversite öğrencilerinin başlattığı protesto ve boykotlara destek vermek amacıyla 25 Mart haftasında derslere girmeme kararı almıştı.
Sendika bu kararı resmi sosyal medya hesaplarından duyurarak, öğrencilerin taleplerine destek verdiklerini açıklamıştı.
Eylemin gerekçesi olarak şu maddeler öne çıkıyordu:
-
Üniversitelerde akademik özgürlük ihlalleri
-
Öğrencilerin gözaltına alınması
-
Demokratik hakların bastırılması
Suç duyurusu hangi maddeden?
Başsavcılığın re’sen soruşturma başlattığı madde, TCK 214. madde, yani “suç işlemeye alenen tahrik” suçunu kapsıyor. Bu maddeye göre:
-
Halkı, hukuka aykırı eylemlere veya suça teşvik eden kişiler hakkında
-
Şiddet çağrısı içermesi halinde cezai yaptırım uygulanabiliyor
-
Suçun basın veya sosyal medya yoluyla işlenmesi durumunda cezalar artabiliyor
Sendika cephesinden ilk tepkiler: “hukuksuz baskı”
Henüz resmi bir açıklama yapılmamakla birlikte, Eğitim-Sen’e yakın sendika çevreleri, soruşturma kararını “hukuksuz ve baskıcı” olarak nitelendirdi.
Sosyal medyada yapılan bazı yorumlarda şu ifadeler yer aldı:
-
“Sendikal faaliyet yargılanamaz”
-
“Akademik dayanışma suç değildir”
-
“Bu bir gözdağıdır, geri adım atmayacağız”
Siyasi ve hukuki yankılar genişliyor
Soruşturma kararı, sendikal haklar ve ifade özgürlüğü bağlamında siyasi ve hukuki bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Bazı hukukçular ve muhalefet temsilcileri, re’sen başlatılan soruşturmanın ifade özgürlüğüne müdahale olduğunu savunurken; iktidar kanadına yakın çevreler ise “kamusal düzenin korunması için yasal bir adım” olarak değerlendiriyor.