Başlık, Youtube’da yayında olan bir TV programına yapılan bir izleyici yorumudur. Hatta devamına şu notu da eklemiş: ‘Hatırladıkça gelir izlerim.’
Program, 20 Temmuz 2017’de Habertürk televizyonunda, ‘Hadislerin İslamda’ki Yeri’ konulu bir açık oturum.
Linki: https://www.youtube.com/watch?v=B1Xo6NGeQHY&t=10157s&ab_channel=Habert%C3%BCrkTV
Moderatörlüğünü Veyis Ateş’in yaptığı ‘Habertürk Özel’ programının konukları, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Taslaman ve Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi o günkü unvanıyla Yrd. Doç. Dr. Ebubekir Sifil.
Yaklaşık 3,5 saat süren videonun 2:49:20’den itibaren bir kesiti sosyal medyada dolaşıyor.
Kesit, Caner Taslaman’ın şu sözleriyle başlıyor. “Deve sidiği ile ilgili Buhari’de meşhur bir hadis var. Deve sidiğini Peygamberimiz başkalarına sözde tavsiye ediyor hâşâ! Şimdi 2012 yılında bu mesele gündeme geliyor…
Sonra önündeki bir kitaptan batılı bilim adamlarının şu tespitlerini okuyor: ‘Mers’ diye bir hastalığa yani ‘Ortadoğu Solunum Sendromu’na neden oluyor. Bundan dolayı korona virüs, Ortadoğu’da tüketilen deve sidiğinden insanlara bulaştığı gözlemlendi. Yüzde 40 ölümle sonuçlanan bu hastalık ünlü ‘Sars’ hastalığıyla aynı türdendir. Hastalık hem solunum yollarına hem böbreklere ciddi zarar verir. Dünya Sağlık Örgütü, bu hastalıktan korunmak için deve sidiğinin içilmemesini öneriyor.
Taslaman, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bakın deve sidiği içilmesi gibi bir uydurma var. Bizim hacılardan da bu sebepten ölenler var. Birçok kimse bu yüzden sakat kaldı. Aynı zamanda fareler üzerinde yapılan deneyler var, çünkü birçok kimse, “Deve sidiği sağlığa yararlıdır.” diyor.
Daha sonra bu Prof. masanın altından deve sidiği dolu bir şişe çıkarıyor ve: “Ben de burada bir deve sidiği de getirdim. Ha onu da masaya koyuyorum. Ebubekir Bey, kendi dinine güveniyorsa, bu da işte sahih kaynaklarda geçiyor. Bu da sahih… Öyle hasen, garib, zayıf değil. Buyursun buradan alsın: “Hastalarımıza ben bunu şifa diye yapıyorum.” desin. Veyahut da uygulamalı olarak, içebiliyorsa içsin. Çünkü bu onun savunduğu dinin bir parçası…
Buraya kadar olan kısım sosyal medyada dolaşıyor. Birileri mal bulmuş mağribi gibi atlamış ama aslında kasıtlı yaptığı da aşikâr. Çünkü Ebubekir Sifil’in cevabı olan kısmını almamış. Tabi vatandaş bunu izleyip alacağını alıyor ve geçiyor. Devamıyla artık ilgilenmek çok kimsenin aklına bile gelmiyor.
Peki, Sifil’in cevabı ne ona bakalım.
Moderatör de o noktada bunu soruyor Ebubekir Sifil’e: “Bu hadis sahih mi?”
Sifil, ‘Deve İdrarı’ son derece sahih bir hadistir ve şifadır.”
Taslaman, “Buyurun tavsiye edin, için!”
Sifil, “Şimdi burada meselenin seviyesini düşürmeyelim. İlm-i bir mesele konuşuyoruz. Eğer bunu sokak ağzıyla konuşacaksak burada konuşmayalım.”
Taslaman, “Sokak ağzı gibi bir şey değil ki hurma yemek gibi bir şey görüyorsunuz.”
Sifil, “Ben öyle görmüyorum, öyle gördüğümü de söylemedim. Caner Bey seviyeyi düşürmeyelim.”
Taslaman, “Peki.”
Sifil, “Şimdi mesele şudur. İbn-i Sina’nın asırlarca Batı’da üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuş olan ‘El Kanuni fi-Tıbbi’ diye bir eseri var… İbn-i Sina tecrübi bir tıp adamı, hekim… Bu kitabında, birçok hastalık için İbn-Sina, sidik (deve sidiği) öneriyor. Ama nasıl biliyor musunuz? ‘Alın bunu Caner Bey’in karikatürize ettiği gibi bardağa koyun lıkır lıkır için!’ şeklinde değil. Bu bir ilaç, bunun muhtevası var, bunun etken maddesi var. Belli şeylerle karışıma sokulduğunda bu belli hastalıklara son derece etkili bir şifa, bir ilaç… İbni Sina bunu kitabına yazmış. ”
Taslaman, “Ben, modern tıptaki hangi hastalıklara neden olduğunu ve insanları öldürdüğünü burada saydım.”
Sifil, “İşte o insanlar, senin karikatürize ettiğin gibi onu bardağa koyup içmişler.”
Taslaman, “Ben size hastalıkların ismini saydım. İbni Sina’nın Kanuni Tıbbı kaç yüz öncede kaldı.”
Sifil, “O zaman bana İbn-i Sina’nın bu terkibini Modern Tıbbın çürüttüğünü ispat etmeniz lazım.”
…
Oturum bu minval üzere devam ediyor. Linkini yukarıya koydum. Tamamını ben izlemedim, isteyen izleyebilir.
Aslında burada şu hususun netleştirilme zorunluluğu vardır. Birileri İslâm’a saldırmaya çalışıyor. Acaba bir açık yakalayabilir miyim?’in peşinde koşuyor. Kim bilir belki de esasen Profesör de olsa doğruya ulaşmayı bu yöntemle bulmaya çalışıyor…
Bu gibi ortamlarda üslup önemlidir. İnsan bilmeyebilir. Öyle ya canım herkes her şeyi bilecek değil ya! Ancak öğrenmek de bir erdemliliktir. Bunun da altını çizmek gerekir.
Bir ayeti kerime ile bitirelim. ‘De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”