CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından piyasalar dalgalanmaya başladı. İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman’a göre bu gelişme, mevcut ekonomi programını zora sokarken, Orta Vadeli Program’ın (OVP) hedeflerinin de revize edilmesini zorunlu hale getirdi.
İmamoğlu’nun tutuklanması ekonomik istikrarı nasıl zedeliyor?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, yalnızca siyasi değil, ekonomik etkileriyle de gündemde. İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, bu gelişmenin piyasalar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Konukman’a göre, yaşanan siyasi kriz doğrudan ekonomik istikrarsızlığa yol açıyor. Özellikle:
- Yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkış eğilimi
- Sıcak para akışının durması
- Borsada sert değer kayıpları
- CDS primlerinde artış
gibi unsurlar, Türkiye ekonomisinin kırılgan yapısını daha da derinleştiriyor.
Borsa ve CDS rakamlarında oynama
Konukman, Cumhuriyet gazetesinden Mustafa Çakır’a yaptığı açıklamada, “Borsadan ciddi çıkışlar yaşanıyor ve CDS oranları yükseliyor. Bu, Türkiye’nin risk priminin arttığını gösteriyor. Yatırımcı güveni zedelenmiş durumda,” dedi.
Ayrıca, döviz kurlarındaki artışın ithalata dayalı üretim yapan sektörleri etkilediğini belirten Konukman, bu durumun sektörel fiyat artışlarına yol açacağını ve vatandaşın alım gücünü daha da düşüreceğini vurguladı.
Orta Vadeli Program (OVP) artık geçerli değil mi?
Türkiye ekonomisinin 2024-2026 dönemine yönelik yol haritasını belirleyen Orta Vadeli Program (OVP), siyasi belirsizlikler nedeniyle revizyon baskısı altında. Konukman, “Programın hedefleri artık gerçekçi değil. Özellikle büyüme, enflasyon ve bütçe dengeleri gibi kalemlerde ciddi revizyona ihtiyaç var,” değerlendirmesinde bulundu.
Sanayi göz ardı ediliyor, büyüme inşaatla sınırlı
Konukman’a göre, Türkiye ekonomisinde sanayi sektörünün önemi giderek azalıyor. “Sanayi durma noktasına gelmiş durumda. Büyümenin motoru tamamen inşaat sektörü haline geldi. Oysa sürdürülebilir kalkınma için üretime dayalı büyüme modeli şart,” dedi.
Bu dengesiz yapının uzun vadede istihdamı ve ihracatı da olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.
Dezenflasyon programı tehlikede
Konukman, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın uyguladığı dezenflasyon programının sürdürülemez olduğunu söyledi. Şu eleştirileri sıraladı:
- Özel sektörün geçmiş enflasyona göre fiyat belirlemesi
- Devletin fiyatlara müdahalesi
- Merkez Bankası'nın faiz indirimleriyle oluşan yapay ortam
Tüm bu faktörlerin birleşmesiyle dezenflasyon programının başarı şansının kalmadığını ifade eden Konukman, “Faiz politikası üzerinden döviz baskısını kontrol etmeye çalışmak geçici bir çözümdür,” dedi.
Bütçe açıkları artıyor, emekli ödemeleri yetersiz kaldı
Konukman ayrıca, bütçede yaşanan açığın vergi gelirlerindeki artışa rağmen kapatılamadığını belirtti. Özellikle sosyal harcamaların arttığı bir dönemde, emekli bayram ikramiyelerine yapılan artışların yetersiz kaldığını söyledi.
Bu bağlamda TÜİK’e çağrı yapan Konukman, sektörel fiyat analizlerinin daha sağlıklı yapılabilmesi için girdi-çıktı tablolarının güncellenmesi gerektiğini ifade etti.
Siyasi kriz, ekonomik güven ortamını zedeliyor
İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte yaşanan siyasi kriz, Türkiye’deki ekonomik belirsizlik ortamını daha da derinleştirdi. Uzmanlara göre bu durum:
- Kredi faizlerinde artış
- Özel sektör yatırımlarının ertelenmesi
- Tüketici güveninin zayıflaması gibi zincirleme etkiler yaratabilir.
Ekonomistler, siyasi istikrarın yeniden sağlanmadığı bir ortamda, enflasyonla mücadele ve büyüme hedeflerinin tutturulamayacağı görüşünde birleşiyor.